Hiperkitap'ı mobil uygulamada kullanmak ister misiniz?
Uygulama yüklü görünmüyor.
Kıbrıs’ta Sıtma ve Mehmet Aziz Bey: Bir Halk Sağlığı Mücadelesinin Sosyo-Politik ve Medikal Anatomisi Kıbrıs’ta Sıtma ve Mehmet Aziz Bey adlı eser, tıp tarihinin en köklü ve stratejik başarı öykülerinden birini, salt bir biyografi veya tıbbi kronoloji olmanın ötesine taşıyarak akademik bir titizlikle ele almaktadır. Yazarlar Prof. Dr. Ulvi Keser ve Yrd. Doç. Dr. Münevver Kata tarafından kurgulanan bu çalışma, Doğu Akdeniz’in bu kilit adasının sadece coğrafi değil, aynı zamanda yüzyıllar boyunca salgın hastalıklarla şekillenmiş toplumsal kaderini nasıl değiştirdiğini belgelemektedir. Kitap, bir dönemler Avrupalı gemicilerin uğramaktan imtina ettiği, uğrasalar dahi üç günden fazla kalmamak üzere taahhütname imzaladıkları bir hastalıklar adasının, modern bilimsel metodoloji ve yerel bir dehanın liderliğinde nasıl bir sağlık disiplini sembolüne dönüştüğünü analiz etmektedir. Eserin temel tezi, sömürge yönetimi pratikleri, küresel tıbbi bilgi birikimi ve yerel saha gerçekliğinin doğru bir liderlik altında birleştiğinde, bir toplumun en kronik sorunlarını dahi kökten kazıyabileceği üzerinedir. Bu bağlamda çalışma, Kıbrıs’ın sosyo-ekonomik kalkınmasının önündeki en büyük engel olan sıtmanın bertaraf edilme sürecini, adanın jeopolitik önemiyle harmanlayarak sunmaktadır. Adanın bu karanlık tablodan çıkış hikâyesini anlamak için, öncelikle Osmanlı’nın son dönemi ve İngiliz yönetiminin başlangıcındaki o yıkıcı tarihsel arka plana odaklanmak zaruridir. Tarihsel perspektiften bakıldığında, 19. yüzyıl Kıbrıs’ı, bataklıkların ve durgun suların yarattığı ölümcül bir atmosferin etkisi altındaydı. Sıtma, sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, toplumun ekonomik ve sosyal yapısını felç eden, üretim kapasitesini yok eden sistemik bir tahribat aracıydı. Vatan şairi Namık Kemal’in 1873-1876 yılları arasındaki Mağusa sürgünlüğü, bu trajediyi en çıplak ve analitik dille ortaya koyan belgeler arasındadır. Namık Kemal, mektuplarında Mağusa’nın havasından yayılan ölümcül illetleri anlatırken, içilen sulardaki şap ve küherçilenin yoğunluğunu Mısır Çarşısı’ndaki dükkânları asırlarca idare edecek kadar fazla olduğunu vurgular. Bölgedeki sivrisinekleri ufak arı iriliğinde betimleyen şair, sokulan yerlerin kanadığını ve bakla kadar şiştiğini, buradaki sıtmanın insanı bir Şişhane kurşunu kadar süratle öldürdüğünü ifade eder. Hatta mektuplarında karşılaştığı kertenkeleleri timsah sanan Emin Bey’e atıfta bulunarak, adadaki her türlü olumsuzluğu ve kurnazlığı Lâstik Saîd metaforu üzerinden hicveder. Bu dönemde sadece yerli halk değil, 1864 sürgünüyle adaya gelen Çerkesler de büyük bir trajedi yaşamıştır. Samsun ve İstanbul üzerinden Larnaka’ya ulaşan 2.700 Çerkes’den geriye, malarya ve iklim koşulları nedeniyle sadece bir yıl içinde 300 kişi kalmıştır. Anıtlarda yer alan, annesinin cesedinin denize atılmasını izleyen dört yaşındaki çocuğun hafızasındaki o simsiyah uzun saçların dalgalar arasında kayboluşu, aslında bir toplumun sıtma karşısındaki çaresizliğinin sembolüdür. Bu toplumsal ve ekonomik yıkımın boyutları, adayı 1878’de devralan İngiliz yönetimini, halk sağlığını bir kolonyal prestij ve ordu yönetimi meselesi olarak ele almaya itmiştir. Zira adadaki İngiliz askeri gücü de bu illetten nasibini almış, 42. Alay gibi elit birlikler Paşa Çiftliği ve Girne’nin düzlüklerindeki havasız kamplarda güneş çarpması ve sıtma arasında gidip gelen bir zafiyet yaşamıştır. Bilimsel dönüşümün ilk ciddi adımı, 1902 Nobel Tıp Ödülü sahibi Sir Ronald Ross’un adaya davet edilmesiyle atılmıştır. 1913’te Kıbrıs’a gelen Ross, özellikle spleen rate olarak bilinen dalak büyümesi oranlarını bir başarı kriteri olarak belirlemiş ve okul çağındaki çocuklarda bu oranın %100’lere ulaştığı köyleri tespit etmiştir. Ross’un müdahalesiyle, anofel cinsi sivrisineklerin (özellikle superpictus türü) üreme alanlarına yönelik ekolojik bir savaş başlatılmıştır. Bu süreçte Avustralya’dan getirilen okaliptüs ağaçları, bataklıkları kurutmak için stratejik bir araç olarak kullanılmıştır. Okaliptüslerin sadece birer ağaç değil, ekonomik birer değer olduğu da halka aşılanmıştır; zira bu ağaçlar 3 yaşında saban, 4 yaşında çatı kirişi ve 8 yaşında direk sağlayacak kadar hızlı büyümekteydi. Ancak Ross’un getirdiği bu kurumsal altyapının, yerelde gerçek bir kök kazıma projesine (eradication scheme) dönüşmesi için Mehmet Aziz Bey gibi bir stratejik dehanın sahneye çıkması gerekmekteydi. Mehmet Aziz Bey, nam-ı diğer Sinekçi Aziz, küresel bilimsel bilgiyi yerel coğrafyanın her bir kıvrımıyla birleştiren bir liderlik sergilemiştir. 1946 yılında Karpaz Yarımadası’nda başlattığı büyük seferberlik, teknik bir ilaçlama faaliyetinden ziyade askeri bir operasyon disipliniyle yürütülmüştür. Aziz Bey, adayı bölge bölge haritalandırarak her bir su birikintisini, her bir mağarayı ve her bir kuyuyu kontrol altına almıştır. Mücadelede sadece DDT gibi dönemin modern ilaçları değil, aynı zamanda durgun sulara yerleştirilen ve larva yiyen kırmızı balıklar (gambusia) gibi biyolojik yöntemler de kullanılmıştır. Aziz Bey’in başarısı, halkın tuvalet kültüründen su kullanım alışkanlıklarına kadar her alanda eğitilmesini de kapsıyordu. O dönemde Dillirga gibi bölgelerde tuvalet alışkanlığının olmaması ve atıkların meskûn mahal yakınlarında birikmesi, malaria tropicalis ve perniciosa gibi türlerin yayılmasına uygun zemin hazırlıyordu. Aziz Bey’in disiplini sayesinde Kıbrıs, dünyada sıtmayı tamamen yenen ilk bölgelerden biri olma onuruna erişmiş, bu başarı ona CBE (Companion of the British Empire) nişanı ve Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde profesörlük unvanı kazandırmıştır. Bu büyük mücadele, savaşın gölgesinde kalan kampların yönetimiyle de doğrudan ilintiliydi. Kıbrıs, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında Çanakkale esirlerinden Ermeni Doğu Lejyonu’na, Beyaz Rus mültecilerden Yahudi mülteci kamplarına kadar çok geniş ve heterojen bir kitleye ev sahipliği yapmıştır. Bu kamplardaki sağlık yönetimi, İngilizler için hem insani bir zorunluluk hem de jeopolitik bir güvenlik meselesiydi. Mağusa’daki Karakol kampında tutulan 6.700’den fazla Türk savaş esiri, tozlu barakalar ve yetersiz hijyen koşulları altında sıtma riskiyle burun buruna kalmıştır. Aynı dönemde, Larnaka’daki dört antenli dinleme istasyonları ve Ruad adasındaki deniz faaliyetleri gibi stratejik operasyonlar yürüten İngiliz istihbarat birimi EMSIB, sıtmayı operasyonel bir tehdit olarak görmüştü. Arkeolog kılığındaki casus Leonard Woolly’nin Kilikya hattındaki istihbarat çalışmaları dahi, bölgedeki sıtma salgınlarının askeri hareketliliği kısıtlaması nedeniyle sekteye uğrayabilmekteydi. İngiliz askeri raporlarında, askerlerin ve esirlerin savaşta değil, sivrisineklerin taşıdığı parazitler nedeniyle hayatını kaybettiği ve bu durumun orduda ciddi bir moral zafiyeti yarattığı sıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla, Aziz Bey’in yürüttüğü bu halk sağlığı seferberliği, aynı zamanda adanın stratejik güvenliğini de sağlamıştır. Sonuç olarak, Kıbrıs’ın sıtmayı yenme öyküsü, bir toplumun doğru rehberlik, akademik disiplin ve bilimsel inançla her türlü engeli aşabileceğinin anatomisidir. Mehmet Aziz Bey ve ekibinin mirası, sadece tıbbi bir zafer değil, aynı zamanda toplumsal refahın ve yaşam kalitesinin nasıl inşa edileceğine dair zamansız bir derstir. 1912 yılında 10.035 olan vaka sayısının, 1946’da yürütülen yoğun kampanya sonrası 69’a ve nihayetinde sıfıra indirilmesi, Kıbrıs tarihinin en parlak sayfalarından biridir. Sıtmanın kökünün kazınmasıyla birlikte bebek ölümleri azalmış, tarımsal üretimde çarpan etkisi yaratılmış ve adanın üzerinde asırlardır dolaşan o uğursuz gölge dağılmıştır. Mehmet Aziz Bey, kazandığı ödüller ve uluslararası itibarıyla, bir Türk bilim insanının azmiyle bir coğrafyanın kaderini nasıl değiştirebileceğinin en somut örneğidir. Bugün Kıbrıs halkının sahip olduğu sağlıklı yaşam zemini, bir zamanlar bataklıklarda sivrisineklere karşı hayatını ortaya koyan bu vizyoner liderin ve onun bilimsel disiplininin omuzlarında yükselmektedir. Bu başarı hikâyesi, küresel sağlık politikaları için bugün dahi en geçerli model olma özelliğini korumaktadır. ... Devamını Oku
Merhaba! Size nasıl yardımcı olabilirim?
Yapay zeka önerileri yanılabilir; sonuçları doğrulayın.
Tüm sohbet geçmişini silmek istediğinize emin misiniz? Bu işlem geri alınamaz.