Gelenek ve modernleşme bağlamında sosyoekonomik kimlikler : Mardin örneği
Yazar:Demir, Şeyhmus
Kategori:Genel
1Bölüm
{tr:Podcast_Duration}:00:16:08
Kategori:Genel

Gelenek ve Modernleşme Bağlamında Sosyoekonomik Kimlikler: Mardin Örneği Akademik Analizi Dr. Şeyhmus Demir tarafından kaleme alınan Gelenek ve Modernleşme Bağlamında Sosyoekonomik Kimlikler: Mardin Örneği başlıklı çalışma, kimlik olgusunu sosyal bilimlerin durağan ve donmuş kategorilerinden biri olmaktan çıkararak onu toplumsal etkileşimler, rasyonel tercihler ve sosyoekonomik parametrelerle her an yeniden üretilen dinamik bir süreç olarak sorunsallaştırmaktadır. Yazarın temel tezi, kimliğin bi reyin kendisi hakkında oluşturduğu öznel bir bütünlük duygusu olmasının ötesinde, asimetrik güç ilişkileri ve toplumsallaşma süreçleriyle şekillenen, başkalarının bakış açısıyla müzakere edilen çok katmanlı bir inşa süreci olduğudur. Bu bağlamda Mardin, çok kültürlü dokusu, dinsel ve etnik çeşitliliği ile kimliklerin geleneksel cemaat yapılarından modern cemiyet formlarına nasıl evrildiğini gözlemlemek adına eşsiz bir sosyolojik laboratuvar vazifesi görmektedir. Kimlik inşasının toplumsallaşma süreciyle kopulmaz bağını merkeze alan bu analiz, bireysel ve kolektif aidiyetlerin rasyonel bir çerçevede nasıl konumlandığını ortaya koyarken, kavramın etimolojik ve kuramsal kökenlerinden neşet eden semantik mirası da derinlemesine irdelemeyi zorunlu kılmaktadır. Etimolojik olarak Latince idem sözcüğünden türetilen ve aynılık, özdeşlik, devamlılık anlamlarını ihtiva eden kimlik kavramı, sosyal psikoloji literatüründe bireyin kendisini hangi grup üzerinden tanımladığına dair temel ayrımlar üzerine inşa edilmiştir. Henri Tajfel ve John Turner tarafından geliştirilen Sosyal Kimlik Kuramı, minimal grup paradigması üzerinden bireyin öz saygısını tahkim etmek amacıyla kendi grubunu kayırma ve dış grupları ötekileştirme eğilimini analiz ederken, Roccas ve Brewer’in Sosyal Kimlik Karmaşıklığı Kuramı modern toplumlardaki çoklu aidiyetlerin zihinsel temsillerine odaklanmaktadır. Burada bireyin kesişim, baskınlık, bölümleme ve birleşim gibi süreçler aracılığıyla birden fazla sosyal kimliği nasıl yönettiği, bilişsel şemaların bu çokluk içinde nasıl dengelendiği kritik bir önem taşır. Kimliklerin edinilme biçimlerine göre yapılan sınıflandırmada, içine doğulan aile, etnisite ve din gibi unsurları kapsayan verili kimlikler ile eğitim, mesleki tercihler ve rasyonel iradeyle kazanılan edinilmiş kimlikler arasındaki gerilim, toplumsal dönüşümün ana motorunu oluşturmaktadır. Kimliğin bu teorik altyapısı, geleneksel yapılardan moderniteye geçişte yaşanan kırılmaların ve bu süreçte etkin olan yapısal aktörlerin analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Geleneksel toplumlardan modern toplumlara geçiş süreci, kimlik bileşenlerinin kolektif bir cemaat (Gemeinschaft) yapısından bireyselleşmiş bir cemiyet (Gesellschaft) formuna evrilmesini beraberinde getirmiştir. Geleneksel dönemde din ve akrabalık bağları bireyin toplumsal konumunu sarsılmaz ve sorgulanmaz bir biçimde belirlerken, modernleşme süreciyle birlikte kurumsal toplumsallaşma kanalları aracılığıyla kognitif temsillerin sekülarizasyonu gerçekleşmiştir. Bu dönüşümde Louis Althusser’in devletin ideolojik aygıtları olarak tanımladığı aile, eğitim kurumları ve kitle iletişim araçları, makbul vatandaş kimliğinin inşasında stratejik birer araç haline gelmiştir. Özellikle eğitim sistemi, bireyleri homojenleştirerek ortak bir ulusal kimlik potasında eritme işlevini üstlenirken, kitle iletişim araçları ve çağdaş sosyal medya ağları, kimliklerin küresel ölçekte akışkan ve geçirgen hale gelmesine zemin hazırlamıştır. Modernleşme, ötekini yeniden tanımlarken kamusal ve özel alan arasındaki ayrımı keskinleştirmiş, bu durum ise verili aidiyetlerle kazanılmış statüler arasında yeni çatışma alanlarının doğmasına yol açmıştır. Modernleşmenin yarattığı bu gerilim hatları, özellikle çokkültürlülük, ulusal kimlik ve tanınma siyaseti arasındaki çatışmalarda kendisini göstermektedir. Charles Taylor’ın vurguladığı tanınma politikaları ve Will Kymlicka’nın kültürel haklar perspektifi, modern ulus-devlet yapısı içinde farklılıkların nasıl bir arada yaşayacağı sorusunu sosyopolitik tartışmaların merkezine taşımıştır. Bu süreçte Türkiye Sosyoekonomik Statü Endeksi (TÜSES) bileşenleri olan eğitim düzeyi, gelir durumu ve mesleki prestij gibi parametreler, kimlik inşasında belirleyici değişkenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyoekonomik statü gruplarının (SES) kimlik algıları üzerindeki etkisi, bireyin dünyayı algılayış biçimini rasyonelleştirmekte ve dinsel ya da etnik aidiyetlerin kamusal alandaki tezahürlerini dönemsel olarak dönüştürmektedir. Mardin özelinde gerçekleştirilen saha araştırması, tüm bu teorik iddiaların ampirik düzlemde nasıl somutlaştığını ve yerel dinamiklerle nasıl harmanlandığını ortaya koyan devasa bir veri seti sunmaktadır. Dr. Şeyhmus Demir’in Mardin ve ilçelerinde (Artuklu, Kızıltepe, Nusaybin, Midyat, Mazıdağı, Derik, Ömerli, Yeşilli, Savur ve Dargeçit) 1609 katılımcı ile gerçekleştirdiği saha araştırması, TÜİK verileriyle uyumlu bir örneklem üzerinden sosyoekonomik faktörlerin kimlik üzerindeki belirleyiciliğini kanıtlamaktadır. Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, eğitim düzeyi yükseldikçe bireylerin dini kimliklerini benimseme biçimlerinin kurumsal toplumsallaşma kanalları aracılığıyla daha rasyonel ve yer yer seküler bir mahiyet kazanmasıdır. Ancak bu sekülerleşme eğilimine rağmen, dinin Mardin özelinde kimlik inşasında merkezi bir ontolojik referans noktası olma özelliğini koruduğu görülmektedir. Etnik kimlik söz konusu olduğunda ise literatürdeki yaygın kanaatin aksine, eğitim seviyesi arttıkça etnik farkındalığın ve bu kimliğe yönelik aidiyet şuurunun (Kürt, Arap vb.) azalmak bir yana, daha bilinçli bir vurguyla yükseldiği tespit edilmiştir. Bu durum, eğitimin bireyi sadece homojen bir ulusal kimliğe eklemlemediğini, aynı zamanda kültürel ve etnik kökenlere dair entelektüel bir sorgulama ve sahiplenme süreci başlattığını göstermektedir. Cinsiyet değişkeni bağlamında yapılan analizler, kadınların dindarlık düzeylerinin ve muhafazakâr değerlere bağlılıklarının erkeklere oranla daha yüksek olduğunu, bu durumun kadının toplumsal yaşamda daha ziyade özel alana (private sphere) hapsedilmesi ve kamusal alandaki görünürlüğünün kısıtlı kalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Yerleşim yeri faktörü ise kırsal kesimde yaşayanların geleneksel ve cemaat tipi dinsel aidiyetlere daha güçlü eklemlendiğini, kent merkezlerinde ise kimliklerin TÜSES bileşenlerine paralel olarak daha parçalı, bireysel ve profesyonel tercihlere dayalı hale geldiğini belgelemektedir. Gelir düzeyindeki artış, mesleki kimliklerin dinsel ve etnik aidiyetlerin önüne geçmesine neden olan bir katalizör işlevi görmekte, bu da sosyoekonomik kalkınmanın kimliksel öncelikleri hiyerarşik olarak yeniden düzenlediğini ispatlamaktadır. Mardin’in çok sesli yapısı içinde Türk kimliği ile kurulan ilişki de eğitim düzeyi ve siyasal yönelimlere göre farklılık göstermekte, ancak bu aidiyetin çoğu zaman üst kimlik olarak toplumsal entegrasyonda bir denge unsuru teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Gelenek ve Modernleşme Bağlamında Sosyoekonomik Kimlikler: Mardin Örneği, kimliğin verili ve değişmez bir öz olmadığını, aksine makro-yapısal dönüşümlerle sürekli müzakere edilen bir toplumsal gerçeklik olduğunu bilimsel bir kesinlikle ortaya koymaktadır. Eser, sosyoloji literatürüne sunduğu ampirik katkıyla, modernleşmenin geleneksel yapıları bütünüyle tasfiye etmediğini, aksine onları rasyonel bir düzlemde yeni koşullara eklemlediğini ve melez kimlik formları yarattığını göstermektedir. Charles Taylor’ın tanınma siyaseti çerçevesinde, farklılıklar içinde birliğin sağlanabilmesi için kimliksel çoğulluğun bir tehdit unsuru değil, demokratik bir zenginlik olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Dr. Şeyhmus Demir’in bu kapsamlı analizi, kimliği hem bir benlik keşfi hem de toplumsal bir sözleşme süreci olarak betimleyerek, Türkiye’nin kimlik politikalarına dair stratejik bir yol haritası sunmaktadır. Sonuç olarak kimlik, insanlığın tarihsel mirası ile gelecekteki projeksiyonları arasında kurulan dinamik bir köprüdür ve Mardin örneği bu köprünün çok kültürlü ve dirençli yapısını temsil eden en kristalize sosyolojik veridir. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!