Elazığ- Sivrice deprem raporu : (24.01.2020)
Yazar:Mertol, Cenan
Kategori:Genel
1Bölüm
{tr:Podcast_Duration}:00:20:16
Kategori:Genel

Elazığ-Sivrice Depremi Teknik Analiz ve Yapısal Performans Değerlendirmesi Türkiye jeolojik ve tektonik konumu itibarıyla dünyanın en aktif sismik kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır ve ülke topraklarının büyük bir bölümü her an yıkıcı bir yer hareketi üretme potansiyeline sahip aktif fay hatlarının etkisi altındadır. 24 Ocak 2020 tarihinde yerel saatle 20:55:11’de meydana gelen Elazığ-Sivrice depremi, bu sismik gerçekliğin mühendislik disiplini açısından e n kritik ve üzerinde titizlikle durulması gereken laboratuvarlarından biri olmuştur. Atılım Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü bünyesinde görev yapan Dr. Öğretim Üyesi Halit Cenan Mertol, Profesör Doktor Tolga Akış ve Dr. Öğretim Üyesi Gökhan Tunç tarafından hazırlanan bu kapsamlı çalışma, depremin hemen ardından sahada gerçekleştirilen teknik incelemelere dayanmaktadır. Teknik ekibin depremden sadece yirmi beş saat sonra bölgeye intikal etmesi, hasar mekanizmalarının ve yapısal tepkilerin enkaz kaldırma süreçleri tarafından bozulmadan yerinde teşhis edilmesi açısından benzersiz bir akademik veri seti sağlamıştır. İncelemeler yirmi beş ile yirmi sekiz Ocak tarihleri arasında Elazığ ve Malatya şehir merkezlerinin yanı sıra, depremin merkez üssüne (38.3593 K, 39.0630 D) kuş uçuşu mesafeleri bir ile elli iki kilometre arasında değişen Pütürge, Doğanyol, Sivrice ve Maden ilçeleri ile Örmeli, Aktarla, Bölükkaya, Koldere, Gökçe, Akseki ve Çevrimtaş gibi kırsal yerleşimleri kapsamıştır. Bu bölgelerdeki yapı stoğunun sismik performansı, tasarım standartları ile uygulama arasındaki derin uçurumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken, sarsıntının fiziksel büyüklüğünün ve sismik verilerin teknik analizi yapısal hasarların kökenine inmek için temel teşkil etmektedir. Depremin yıkıcılığını ve yer kabuğu üzerindeki dinamiklerini belirleyen temel parametreler olan büyüklük ve odak mekanizması verileri, mühendislik analizlerinin stratejik başlangıç noktasını oluşturmaktadır. AFAD tarafından moment büyüklüğü Mw 6.8 olarak açıklanan ana sarsıntı, Kandilli Rasathanesi tarafından Mw 6.5 ve Amerikan Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü (USGS) tarafından Mw 6.7 olarak raporlanmıştır. Sekiz kilometre derinlikte gerçekleşen bu sığ odaklı deprem, Doğu Anadolu Fay Zonunun (DAFZ) Pütürge segmenti üzerinde sol-yanal atımlı bir karakter sergilemiş ve yaklaşık elli beş kilometrelik bir yırtılma meydana getirmiştir. Moment Tensör Çözümü verilerine göre ilk düzlem için 248 derece doğrultu (strike), 76 derece eğim (dip) ve 1 derece kayma (rake); ikinci düzlem için ise 158 derece doğrultu, 89 derece eğim ve 166 derece kayma değerleri saptanmıştır. Yıllık kayma hızının 7.9 milimetre olduğu bu zon, tarihsel süreçte 1902 (Ms 5.2), 1908 (Ms 6.1), 1930 (Ms 5.1), 1948 (Ms 5.0), 1950 (Ms 5.2), 1979 (Ms 5.0) ve yakın dönemde 2003 (Mw 5.5), 2004 (Mw 5.6), 2007 (Mw 5.5 ve 5.7), 2011 (Mw 5.4) ile 2019 (Mw 5.2) depremleriyle sismik aktivitesini sürekli kılmıştır. Sismik kayıtlar incelendiğinde, merkez üssüne 24 kilometre mesafedeki 2308 kodlu Sivrice istasyonunda ölçülen maksimum yer ivmesi (PGA) değerinin Doğu-Batı doğrultusunda 292.77 gal (yaklaşık 0.3g) olduğu görülmektedir. Diğer istasyonlardan 4404 kodlu Pütürge istasyonunda 239.24 gal ve 2301 kodlu Elazığ Merkez istasyonunda 140.73 gal değerleri kaydedilmiştir. Bu ölçülen ivme değerlerinin, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) kapsamında bölge için öngörülen 0.63g ile 0.65g arasındaki tasarım spektrumu değerlerinin oldukça altında kalması, yapısal yıkımların sismik yükün büyüklüğünden ziyade mühendislik ve malzeme kusurlarından kaynaklandığını teknik olarak kanıtlamaktadır. Yer kabuğunda oluşan bu yoğun enerji boşalımı, yapıların zeminle olan etkileşimini ve lojistik ağların güvenliğini doğrudan etkileyen fiziksel deformasyonları tetiklemiştir. Saha incelemeleri sırasında saptanan yer çatlakları, toprak kaymaları ve kaya düşmeleri, depremin sadece binalar üzerindeki etkisini değil, bölgedeki ulaşım ve altyapı güvenliği için oluşturduğu stratejik tehditleri de ortaya koymaktadır. Malatya Pütürge hattında Aktarla ve Bölükkaya köyleri arasındaki sarp kayalık yollarda, depremin tetiklediği kütle hareketleri sonucunda devasa kaya parçalarının yolları kapattığı ve ekiplerin ancak yerel müdahalelerle ilerleyebildiği gözlenmiştir. Bu jeolojik tepkiler özellikle asfalt ve stabilize yollarda 10 santimetre genişliğe ve yarım metre derinliğe ulaşan yarıklar şeklinde kendini göstermiştir. Sivrice ile Çevrimtaş köyü arasındaki güzergahta topografik hassasiyetin bir sonucu olarak gelişen bu derin çatlaklar, afet anında yerleşim yerlerine erişimin ne denli kırılgan olabileceğini göstermiştir. Koldere köyünde ise çatlakların 0.5 santimetreden daha dar olduğu ancak yol boyunca süreklilik arz ederek altyapı bütünlüğünü zorladığı saptanmıştır. Bu süreçte kritik altyapı tesislerinden olan köprülerin performansı da ayrıca değerlendirilmiştir. Pütürge yakınlarındaki Mollahan Çayı Köprüsü'nün kuzey ve güney derzlerinde deprem sarsıntısı kaynaklı belirgin çatlaklar saptanmış; Kale ilçesindeki Kömürhan Kablo Askılı Köprüsü'nde ise tünel tarafı ile askılı köprü tarafı arasındaki bağlantı noktalarında sismik davranışın etkileri gözlemlenmiştir. Yer yüzeyindeki bu dinamik değişimler ve altyapı üzerindeki zorlanmalar, yer kabuğundaki hareketlerin yapay çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz etmek üzere yapısal performans değerlendirmesine teknik bir temel sağlamaktadır. Yapıların deprem anındaki performanslarının tesadüfi olmadığı, aksine malzeme seçimi, tasarım doğruluğu ve uygulama kalitesinin doğrudan bir sonucu olduğu bölgedeki betonarme ve yığma yapılar üzerinde yapılan analizlerle sabitlenmiştir. Betonarme yapılar kategorisinde Elazığ Sürsürü’deki Dilek Sitesi, Mustafa Paşa’daki Aykent ve Kalay apartmanları ile Gezin’deki Mavi Göl Apartmanı'ndaki yıkımlar trajik mühendislik hatalarını belgelemektedir. Özellikle Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Güneş Sitesi A-Blok’ta gözlenen patlayan kolon (burst column) fenomeni, sargılama etkisinin (confinement) yetersizliğini en radikal şekilde göstermiştir. Bu binalarda kullanılan betonun elenmemiş ve yıkanmamış dere agregasından oluştuğu, killi toprak ve büyük dairesel taşlar içerdiği, bu durumun ise donatı ile beton arasındaki aderansın (bağ kuvveti) oluşmasını engellediği saptanmıştır. Donatı detaylandırmasında ise etriye uçlarının 135 derece yerine 90 derece bükülmesi, deprem anında kancaların açılarak betonun yanal olarak tutulamamasına ve kolonların ani, gevrek kırılmasına yol açmıştır. Ayrıca kolon-kiriş birleşim bölgelerinde etriye sıklaştırmasının yapılmaması ve zemin katlardaki yumuşak kat (soft story) düzensizliği, yapıların sünek davranmasını engelleyerek göçme mekanizmasını tetiklemiştir. Gökçe köyündeki ağır hasarlı binalarda saptanan kısa kolon (short column) hasarları ise mimari formun taşıyıcı sistem üzerindeki olumsuz etkisini bir kez daha kanıtlamıştır. Bu yapısal kusurlar, 0.3g ivme değerinde dahi yapıların neden tasarım kapasitelerinin çok altında kalarak çöktüğünü, asıl sorunun mühendislik ihmali olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kırsal bölgelerdeki geleneksel yapı stoğunu oluşturan yığma yapılarda ise hasar mekanizmaları malzeme zafiyeti ve bağlantı kusurları ekseninde yoğunlaşmıştır. Örmeli, Aktarla, Bölükkaya, Koldere ve Gökçe gibi köylerde yer alan taş ve kerpiç yapılarda harç kalitesinin düşüklüğü nedeniyle duvarlar arasında monolitik bir davranış gözlenememiştir. Tipik hasar biçimleri arasında köşe ayrılmaları, köşe yıkılmaları, taşıyıcı duvarlarda büyük çapraz (X) çatlaklar ve çatı sistemlerinin duvarlara güvenli mesnetlenmemesi sonucu oluşan döşeme göçmeleri yer almaktadır. Merkez üssüne sadece bir kilometre mesafedeki Çevrimtaş köyündeki neredeyse tam yıkım, bu tür düşük kapasiteli yapıların sismik dalgalar altındaki savunmasızlığını simgelemektedir. Bu hasar tiplerine karşı UNDP ve UNIDO tarafından 1983 yılında önerilen köşe duvar onarımı ve çapraz çatlak güçlendirme yöntemlerinin sahada uygulanmamış olması kırsal yapı güvenliğinin ihmal edildiğini göstermektedir. Özel yapılar sınıfında incelenen okul binalarında (Dumlupınar Ortaokulu, İmam Hatip Ortaokulu, Örmeli ve Gökçe İlkokulları) taşıyıcı olmayan bölme duvarlarda yoğun çatlaklar saptanırken, camilerde minarelerin en hassas bölümleri olan kaide, gövde ve şerefe geçişlerinde ağır hasarlar belirlenmiştir. Pütürge Merkez, Aktarla, Koldere, Yolüstü, Emine Hanım ve Sivrice Merkez camilerindeki minare hasarları, bu yüksek ve narin yapıların deprem güvenliğinin özel dinamik analizlerle ele alınması gerektiğini ispatlamıştır. Elazığ-Sivrice depreminin ardından ortaya çıkan teknik tablo, Türkiye’deki yapı denetim süreçlerinin ve modern tasarım standartlarının (TBDY 2018) sahada uygulanma düzeyine dair ciddi bir rehabilitasyon ihtiyacını vurgulamaktadır. AFAD verilerine göre bölge genelinde toplam 41 can kaybı yaşanırken, Elazığ’da 263 yıkık ve 7698 ağır hasarlı, Malatya’da ise 370 yıkık ve 2794 ağır hasarlı bina tespit edilmiştir. Bu istatistikler içerisinde Elazığ’da 558, Malatya’da ise 262 binanın acil yıkım kapsamına alınması, yapı stoğunun mevcut sismik riski karşılama kapasitesinden ne kadar uzak olduğunun sayısal göstergesidir. Gelecekte benzer acıların yaşanmaması için beton üretiminde standart agregaların kullanımı zorunlu hale getirilmeli, donatı işçiliğinde 135 derecelik kanca kuralından asla taviz verilmemeli ve mevcut yığma yapılar için yerel imkanlarla uygulanabilir bilimsel güçlendirme projeleri hayata geçirilmelidir. Özellikle stratejik öneme sahip okul, hastane ve kamu binalarının deprem sonrası operasyonel kalacak şekilde tasarlanması bir mühendislik zorunluluğudur. Sonuç olarak bu teknik rapor, Elazığ-Sivrice depreminden elde edilen sismik ve yapısal verilerin sadece bir hasar tespiti değil, deprem dirençli bir gelecek inşa etmek için titizlikle uygulanması gereken bir teknik yol haritası olduğunu kanıtlamaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!