50 yılı aşan mesleki birikimlerimin bir bölümü beynimde ; bazıları da aklımda takılı kalmış : 18. kitabım
Yazar:Girgin, Atilla
Kategori:Genel
1Bölüm
Kategori:Genel

1. Yazarın Özgeçmişi ve Mesleki Yaklaşımı Prof. Dr. Atilla Girgin, 1946 yılında İzmit'te doğmuş, Saint Joseph Fransız Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunudur. Gazeteciliğe 1968'de Anadolu Ajansı'nda başlamış, Fransa'da yükseköğrenim görmüş ve RATP şirketinde staj yapmıştır. Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürü ve TRT Haber Dairesi Başkanı gibi önemli görevlerde bulunmuştur. 1994 yılından itibaren Marmara, Yeditepe ve İstanbul Aydın Üniversiteler inde öğretim görevlisi olarak akademik kariyerini sürdürmüş, doçentlik ve profesörlük unvanlarını almıştır. 2020 yılında emekli olmuştur. Kitabının önsözünde de belirttiği üzere, Girgin'in mesleki ve kişisel birikimleri, gazetecilik uygulamaları ve akademik çalışmaları sırasında edindiği gözlemlerini yansıtmaktadır. Özellikle iletişim fakültelerindeki öğrencilerin "aydınlanmayı, düşünmeyi, uluslararası konularda bilgi edinmeyi, ülke sorunlarını ele alarak çözümler önermeyi, zihinsel denemelere girişmeyi, sözlü ve yazılı Türkçeyi düzgün kullanmayı, özetle kendilerini eğitmeyi, donatmayı ve güncellemeyi pek önemsemediklerini, üzülerek gözlemlediğini" ifade etmektedir. Bu kitap, "birçok iletişim öğrencisinin, özellikle eğitimlerinin ilk yıllarında sergilediği, 'kendini yetiştirme ürkekliğini!' ortadan kaldırmaya ya da ilk adımda azaltmaya yönelik, 'değişik ve ilginç' bir belge derlemek" amacıyla kaleme alınmıştır. Mesleki duruşunu şu sözlerle özetlemektedir: "Ben, tüm fiili gazeteciliğim süresince (Başlangıç 15 Şubat 1968 - Ankara - yaş 22) 'Gazeteci Olmak, Önce Adam Olmak Demektir.' ilkesinin hep arkasında durdum; savunucusu oldum. Önce 'adam' olmaya çalıştım; sonra da gençleri 'adam' gibi yetiştirmeye..." 2. Temel Felsefi ve Toplumsal Temalar Kitap, gazetecilik ve iletişim etiğinin yanı sıra, geniş bir yelpazede felsefi, toplumsal ve bireysel konulara değinmektedir. İşte bazı ana temalar: 2.1. Dilin ve İletişimin Önemi Dil, eserde merkezi bir yer tutar. Mehmet Hengirmen'in "Dil, her şey değildir, ama her türlü iletişimin temelidir. Duygularımızı, düşüncelerimizi dil ile anlatır; geçmiş ve gelecek arasındaki iletişim köprüsünü dil ile kurarız." sözleriyle dilin işlevi vurgulanır. Konfüçyüs'ün "İlkin dilini düzeltirdim." diyerek dilin toplumsal düzen ve adalet üzerindeki etkisine dikkat çekmesi aktarılır. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türk dili, Türk milletinin kalbidir; zihnidir. Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir." sözleriyle dilin milli kimlikteki rolü belirtilir. Prof. Dr. Suat Gezgin, "Dilin kimliğini yitirmesi, başka dillerin boyunduruğu altına girerek canlılığını, kendi kendini yenileyen niteliğini kaybetmesi, aynı zamanda birleştirici ve bütünleyici özelliğini yitirmesi anlamına da gelmektedir." diyerek Türkçe'ye sahip çıkmanın önemini vurgular. Atilla Girgin de Türkçe'nin doğru ve kurallarına uygun kullanılmamasına dikkat çekerek, kısa cümleler, doğru sözcük kullanımı ve noktalama işaretlerinin önemini belirtir. 2.2. Gazetecilik Etiği ve Sorumluluğu Gazetecilik mesleğinin etik ilkeleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Atilla Girgin'e göre, "Muhabir (haberci), görevini yaparken, ahlaksal, hukuksal, toplumsal, ulusal ve uluslararası sorumluluklarını unutmamalı, barıştan, insandan, hak ve özgürlüklerden, demokrasiden, geleneksel değerlerden yana tavır koymalıdır." Jon Nuttall, çağdaş toplumda neyin doğru neyin yanlış olduğunun belirsizliğine dikkat çekerek gazetecinin bunu unutmaması gerektiğini ifade eder. Hanns Joachim Friedrichs iyi gazeteciyi "üzerinde çalıştığı her türden konuya, eleştirel biçimde yaklaşabilen kişi" olarak tanımlar. Basın Konseyi'nin "Basın Meslek İlkeleri"ne geniş yer verilmiş, yayınlarda ırk, cinsiyet, inanç ayrımı yapılmaması, özel hayatın gizliliği, haberlerin doğruluğuna emin olunmadan yayınlanmaması, kaynak gizliliği gibi maddeler sıralanmıştır. Ancak Girgin, Türkiye medyasında "ideal medya etiği"nden bahsetmenin güç olduğunu, zira kendi gibi düşünmeyenleri "vatan haini", "halk düşmanı" gibi sıfatlarla betimleyen bir gazetecilik anlayışının varlığını belirtir: "Bu yüzden, günümüz koşullarındaki Türkiye medyasında, 'ideal ve objektif basın ahlakından' söz etmek mümkün görülmemekte, konu yalnızca, gazetecinin ahlakı' düzeyinde ele alınabilmektedir." Bu durum, "Medya ahlakı, gazetecinin kendi ahlakından ibarettir." ifadesiyle özetlenir. 2.3. Milli Kimlik ve Vatan Sevgisi Türk kimliği ve vatan sevgisi de kitabın önemli temalarındandır. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkı’na 'Türk Milleti' denir." ve Danıştay'ın "Türk kelimesi, bir ırkın değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan dili, dini, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, mezhebi ne olursa olsun, tüm vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları ve herkesi kucaklayan milletin ortak adıdır." kararı alıntılanır. Fener Rum Patriği I. Bartholomeos'un "Hepimiz Türküz" ifadesiyle Türklüğün birleştirici yönü vurgulanır. Atilla Girgin, ülkeyi parçalamaya yönelik girişimlere karşı net bir duruş sergileyerek, "Parçalanacak Devletimiz, paylaşılacak vatanımız, indirilecek bayrağımız, yeniden çizilecek sınırımız, elden çıkarılacak toprağımız, terk edilecek ilimiz, vazgeçilecek insanımız, gidilecek yurdumuz, başka bir coğrafyada gelecek arayışımız yok. Biz, doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle büyük bir aileyiz. Biz bu ülkenin, cennet vatan Türkiye’nin sahibiyiz. Hep de sahibi kalacağız." sözleriyle vatanına olan bağlılığını dile getirir. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluşu, Türk milletinin yeniden şahlanışı olarak tanımlanır. Şehitlere olan saygı ve onların anısını yaşatma görevi de vurgulanır. 2.4. Bireysel Gelişim ve Yaşam Felsefesi Kitapta bireyin yaşamdaki duruşu, mutluluk, başarı, yalnızlık ve kişisel sorumluluk üzerine birçok alıntı ve yazarın kendi düşünceleri yer alır. Yaşamın Anlamı ve Amacı: Charlie Chaplin'in "Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu, alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan; gülün, şarkı söyleyin, dans edin, aşık olun! Hayatınızın her anını değerlendirin." sözleriyle yaşamın her anının kıymeti vurgulanır. John Lennon'ın "Büyüyünce mutlu olmak istiyorum" cevabı, hayattaki en önemli amacın mutluluk olduğunu belirtir. Sorumluluk ve Kendini Geliştirme: Bill Gates'in gençlere önerileri arasında "Hayat adil değil, buna alışsan iyi olur" ve "Hata yaptığınızda sızlanmak yerine, onlardan ders alın" gibi gerçekçi yaklaşımlar bulunur. Anonim bir yazarın "İnsanın, tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek şey vardır: Kendisi." sözü, bireysel sorumluluğun altını çizer. Yalnızlık: Yalnızlık, farklı düşünürlerin gözünden ele alınır. Carl Gustav Jung'a göre "Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması, demek değildir. İnsan, kendisinin önemsediği şeyleri, başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman, kendisini yalnız hisseder." Özdemir Asaf'ın "Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz." sözü bu temayı pekiştirir. Hatalar ve Pişmanlık: Fyodor Dostoyevski "Ya hatalarınla yüzleşir ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin." derken, Colleen Hoover pişmanlığın zarar verici olduğunu ve değiştirilemeyecek geçmişe bakmak anlamına geldiğini belirtir. Sevgi ve İlişkiler: Kitapta sevginin önemi sıklıkla vurgulanır. Paulo Coelho, "Hayat, bize sevgiyi öğrenmemiz için binlerce fırsat sunar. Dünya’daki bütün erkek ve kadınların önüne her gün, 'sevgi'ye teslim olmak için fırsatlar çıkar." der. Birçok yazar sevginin ve dostluğun değerini farklı yönlerden anlatır. Anonim bir yazarın "Birine saygı duymak için, sadece hoşlandığın şeyleri duyman gerekmez." sözü, hoşgörülü ilişkilerin önemine değinir. Bencillik: Erich Fromm'un "Kişi, yalnız bir tek kimseyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa; sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir." sözü, sevginin evrenselliğini vurgular. 2.5. Eğitim ve Aydınlanma Eğitim, toplumun geleceği için hayati bir unsur olarak ele alınmıştır. Anonim bir lise müdürünün mektubunda, eğitimin amacının "bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar" üretmek yerine, öğrencilerin "insan olması için çaba harcamak" olduğu belirtilir. Abraham Lincoln'un oğlunun öğretmenine yazdığı mektup, çocuklara dürüstlük, cesaret, kendine inanma ve insanlığa hizmet etme gibi değerlerin öğretilmesinin önemini vurgular. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Türk aydınının kendi dil, kültür ve onuruna sahip çıkması gerektiğini ifade eder. PISA testi sonuçları (Türkiye'nin matematiği 44., okuduğunu anlama ve anlatmada 42., fen bilgisinde 43. sırada olması) eleştirilerek, geleceği şekillendirecek çocukların ve gençlerin rekabette avantaj sağlayacak şekilde eğitilemediği vurgulanır. 2.6. Toplumsal Gözlemler ve Eleştiriler Yazar, toplumun çeşitli yönlerine dair keskin gözlemler ve eleştiriler sunar. Medya ve Toplum İlişkisi: Atilla Girgin, felaket haberlerinin "şükür duaları", magazin haberlerinin ise "umut belgeleri" olduğunu ve "toplumsal afyon" işlevi gördüğünü belirtir. Aydın ve Cahil: Alev Alatlı'nın "Bu toplumda, 'biliyor olmak' mutlak surette 'bir haksızlığa maruz kalmak' demektir. Çünkü bilgi borçlandırır; 'anlamak' zorunda bırakır." sözleriyle cahilliğin bağışlanabilirliği ve aydının mahkumiyeti arasındaki çelişki dile getirilir. Emperyalizm ve Kültürel Sömürgecilik: UNESCO araştırmaları ve diğer çalışmalarla, televizyon dizilerinin ve programlarının çoğunlukla ABD ve Batı ülkeleri kaynaklı olması, kültürel sömürgeciliğin bir göstergesi olarak sunulur. Ayrıca İslam dünyası ile Hıristiyan alemi arasındaki "medeniyetler çatışması" tezine ve Batı'nın Müslümanlara yönelik çifte standardına değinilir. İnsan Doğası: Panait Istrati, "İnsan engereğinin anlamsız istekleri ve sınırsız olanakları vardır." diyerek insan doğasındaki olumsuz yönlere işaret eder. Goethe, "Deliler ve akıllılar aynı derecede zararsızdırlar. Yalnız yarı delilerle yarı akıllılar, çok tehlikelidir." tespitiyle dikkat çeker. 3. Kişisel ve Duygusal Yansımalar Prof. Dr. Atilla Girgin, kitabında kendi yaşamından kesitlere ve duygusal anılarına da yer verir. Annesini çocuk yaşta kaybetmenin acısını "çocuk yaşında anasız kalmış biri için, dualar da yeterli değil. Hele hele, anamın gömülü olduğu kabristan, bana öylesine dar geliyor ki..." sözleriyle ifade eder. Sevdiklerine bağırmamayı, onları kırmamayı öğütler, zira "Bir gün gelir, mezar taşlarını ağlayarak öpersin; benim yıllardır, yaptığım gibi…" "Evlad-ı Fatihan" kimliğini babası ve annesi üzerinden açıklayarak, aile kökenlerinin Balkanlar'a dayandığını ve dedesinin Kurtuluş Savaşı'nda Gazi Mustafa Kemal Paşa kuvvetlerine yardım ettiğini gururla belirtir. Bu, yazarın vatanseverliğinin ve köklerine bağlılığının bir göstergesidir. 4. Önemli Mesajlar ve Fikirler Kitap genel olarak, okuyucuya yaşam, insan ilişkileri, meslek etiği ve toplumsal duyarlılık konularında düşündürmeyi amaçlayan bir kılavuz niteliğindedir. Öne çıkan bazı mesajlar şunlardır: Kendine Saygı ve Bilinçli Yaşam: "Kendini öz değerinin farkında olan, kendini seven ve kendinden hoşnut olan kişi, daha mutlu olma eğilimindedir. Baskılar ve engeller karşısında, daha dayanıklı olur." (Atilla Girgin) Düşünme ve Sorgulama: René Descartes'in "Düşünüyorum, o halde varım" sözü, düşünmenin varoluş için temel olduğunu vurgular. Buda'nın "Sizden inanmanız beklenen şeyleri sorgulayın." tavsiyesi, eleştirel düşüncenin önemini ortaya koyar. Anı Yaşamak: "Hayat ne gideni getirir; ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya, yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın; ya da 'Yaşamadım' diye ağlamayacaksın." (Lev Tolstoy) İnsan Olmak: "Esas olan sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır. Teslim olmadan, boyun eğmeden, sürünmeden, el, etek öpmeden yaşamaktır." (Nazım Hikmet Ran) Paylaşma ve Yardımseverlik: Atilla Girgin, internette tüketim alışkanlıklarını sergilemek yerine, maddi durumu iyi olanları öğrencilere yardım etmeye, onları okutmaya teşvik eder. Buda'nın "Binlerce mum, tek bir mumun ışığıyla yanabilir ve o mumun ömründen hiçbir şey götürmez. Mutluluk da mum ışığı gibi paylaşıldıkça çoğalır." sözü paylaşmanın önemini vurgular. Umut ve Direnç: "Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde: Sakın vazgeçme! İşte orası, kaderinin değişeceği noktadır." (Mevlana Celaleddin-i Rumi) ve "Unutma ki umuda kurşun işlemez Gülüm." (Nazım Hikmet Ran) sözleri umudun ve direncin gücünü hatırlatır. Sonuç Prof. Dr. Atilla Girgin'in "50 Yılı Aşan Mesleki Birikimlerimden Bir Bölümü Beynimde; Bazıları da Aklımda Takılı Kalmış" adlı eseri, yazarın köklü mesleki deneyimini ve derin yaşam gözlemlerini aktardığı, okuyucuya yol gösteren, düşündürücü ve ilham verici bir çalışmadır. Gazetecilik etiğinden milli kimliğe, bireysel gelişimden toplumsal eleştirilere kadar birçok konuyu ele alarak, okuyucuyu hem bilgiyle donatmayı hem de kişisel sorgulamaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Kitap, özellikle genç iletişimcilere ve genel olarak hayatta anlam arayan herkese önemli dersler ve perspektifler sunmaktadır. ... Devamını Oku

Diğer Podcastler
Keşfetmeye hazır podcast serileri!
Her yerden erişin İster masaüstü ister mobil cihazınızla.
30.000’den fazla e-kitap Kurgu ve kurgu dışı binlerce içerik parmaklarınızın ucunda!
Sesli kitaplarOkuyamıyorum diye üzülmeyin; dinleyin!